Çağan Irmak'tan bir güzel film daha.. "Bazen tek çare bir hikayeye inanmaktır." diyerek usta oyuncuları - yine usta işi bir filmle buluşturmuş.. çocuk oyuncular da bir harika. Ben Ferhat'ı çok sevdim. :) ...
Usta Polonyalı yönetmen Roman Polanski'den harika bir film. Başrol oyuncusu Adrian Brody bütün filmi başarıyla götürüyor.. Filmin konusu şöyle.. İkinci Dünya Savaşı sırasında Varşova gettosunda saklanarak hayatta kalmayı başaran Yahudi piyanist Vladislav Szpilman’in gerçek hayat öyküsünü anlatıyor. Almanlar Polonya’yı işgal ettiğinde yirmi sekiz yaşında olan Szpilman, ülkesinin önde gelen genç yeteneklerinden biri olarak Varşova Radyosu’nda çalışmakta, bir yandan da konserler vermekte ve bestecilik yapmaktadır. İşgal sonrasında yaşam alanları gittikçe kısıtlanan Yahudiler, trenlere bindirilerek toplama kamplarına yollanmaya başladıkları zaman, Szpilman önceden tanıdığı bir görevli tarafından sıradan çıkarılır. Tüm ailesi kamplarda yitiren Szpilman (burada Polanski’nin de annesinin Auschwitz’te öldüğünü ve babasının Mauthausen kampından kurtulduğunu belirtmekte yarar var), savaşın sonuna kadar çeşitli Polonyalılar tarafından korunarak, sıklıkla açlıktan ölüm sınırında, Varşova’nın kurtarılmasını bekler. Szpilman'ın hayatta kalma mücadelesini izlerken, kendinizi o mücadelenin tam da içinde bulacaksınız..
Türk sinemasını temsil edebilecek en iyi filmlerden birisi bence.
Filmin konusu kısaca şöyle gelişiyor: Deniz, babası Sadık'la birlikte, hayatında hiç görmediği dedesi Hüseyin Efendi'nin Ege'deki çiftliğine doğru bir yolculuğa çıkar. Ancak bu basit bir ziyaret değildir; eşini 80 darbesi sonrasında kaybeden Sadık, oğlunu babaevine bırakma niyetindedir. Hüseyin Efendi, okumak için İstanbul'a yolladığı oğlunun 80 öncesinde politik olaylara karışması nedeniyle, onu evlâtlıktan reddetmiştir. Hayat planları oğluna bakmasına imkân vermeyen Sadık, Deniz'i güvenilir ellere emanet etmek için, babasıyla arasındaki mesafeyi bir kenara koyar. Tüm bu gerilimin arasında, bu güzel Ege çiftliğinde, aile saaddetinin hakim olduğu, yepyeni bir hayat başlar....
Öyküsüyle, oyunculuğuyla, çekimleriyle, müzikleriyle, anlatmak istedikleriyle; herşeyiyle güzel bir film. İzlemeyenlerin görmesini tavsiye ederim..
Zülfü Livaneli'nin "Mutluluk" adlı romanından uyarlanan film, yine Livaneli'nin muhteşem müzikleriyle; Abdullah Oğuz'un başarılı yönetmenliğiyle ve Özgü Namal, Murat Han ve Talat Bulut'un iyi oyunculuklarıyla buluşunca ortaya ciddi anlamda iyi bir iş çıkmış.. 17 yaşındaki Meryem'in, perişan ve baygın halde, bir göl kenarında bulunmasıyla başlayan film, Doğu'da bir köyde yaşayan ailesi kızlarının bir namussuzluk yaptığını düşünerek töre gereği öldürülmesine karar verilmesi sonucu gelişen ilişkileri konu alıyor.....